|  
  |  
  |  
  |  
  |  
Haziran 20, 2013
 
 
 
 
 
 
Yazarlar 27 Şubat 2012, Pazartesi 0 0 2 0
EYÜP ŞENER
esener@zamanusa.com

Amerika`da Ergenekon İzleri “Üçüncü Cihad” ve Fişlemeler…

Amerika`da inatla, ısrarla gündemden hiç düşürülmeyen ve sürekli gündem listesinin ilk sırasında yerini muhafaza eden ‘müslümanlar’ son günlerde yine farklı bir saldırıya ve karalamaya maruz kaldılar. Amerika`da medya dünyasında saygın yer tutan ‘New york Times’ gibi gazetelerin bile yer yer bu ‘karalama’ furyasına kapılıp müslümanları karaladığı çok olmuştur. En son örneğine “Norveçli Terörist” olayında şahit olmuştuk. “Norveçli Terörist”in hangi amaçlara hizmet ettiğine bakılırsa mesele daha net anlaşılır.  

Birileri özellikle Amerika`da Hristiyanlarla Müslümanların barışık ve diyalog içinde yaşamasını istemiyor hatta daha ötesinde buna tahammül edemiyor. Son sayısını sözde ‘Hristiyanlara karşı başlatılan savaşa’ ayıran Newsweek dergisi sanki 11 Eylül ile hedeflenen ‘islam düşmanlığının’ yeni versiyonlarını gündeme taşıyor veya daha büyük karalamalara zemin hazırlıyor gibiydi. “Dünyayı sözde İslam tehlikesinden kurtarmaya çalışan bir zavallı, Hirsi Ali`nin çalışmasını kapak konusu yapan Newsweek yine aynı kara kampanyaya çanak tutuyor. Ortaya attığı mesnetsiz iddia ve iftiralara göre güya, “Orta-Doğu ve Afrika ülkelerinde planlı bir şekilde müslümanlar Hristiyanları öldürüyormuş”. Amerika`da seçimler öncesi böyle bir operasyonun muhakkak bir manası vardır. “Global Ergenekon” Amerika`da bazı odakları müslümanlara karşı  istedikleri gibi bir türlü harekete geçiremediler. Bunun derdiyle ellerine geçen bütün imkanları seferber edip İslam`ın pak çehresini kirletmeye devam ediyorlar ve edecekler..

Newswwek, bu haberi büyük bir iştah ve iştiyakla kışkırtacak şekilde sunarken, New York Times gazetesinde ise paralel daha garip haberler yer alıyor. Geçen günlerde gazetede çıkan habere göre, “Üçüncü Cihad” isimli belgeselde müslümanlar ‘terörist’ olarak gösteriliyor. Belgeselde müslümanlar bomba yüklü araçlarla intihar saldırsı düzenliyor. Beyaz Saray`a islam bayrağı çekiliyor. Hristiyanlar öldürülüyor. Belgeselde Müslümanların Hristiyanlarla  1400 yıldır savaş halinde olduğu söyleniyor. Belgesel 1500 polise de izletilmiş. Ayrıca New York polis teşkilatı müdürü Kelly`nin belgeselde yer alan mülakatı Amerika`da yaşayan müslümanları ciddi rahatsız etmişti. Kelly özür dilemişti. Bloomberg ise Kelly`nin “müslümanların güvenini kazanması gerektiğini” söylemişti.

Bloomberg`in yıllar önce Türkler`in organzie ettiği bir diyalog yemeğindeki sözlerini hatırladım. Programın olduğu gün New York metrosunda bomba ihbarı olmuş ve her zaman ki gibi suç müslümanlara atılmıştı. Yine aynı gün metroyu ziyaret eden Bloomberg`e basın mensupları bomba saldırısnın müslümanlar tarafından mı yapıldığını ve düşüncelerini soruyordu. Blomberg ise bu sorunun cevabını akşam katılacağı “dostluk iftarında” vereceğini söylüyordu. Akşam diyalog yemeğine katılıyor. Kendisini adeta bir basın ordusu takip ediyordu. Sahneye yılın diyalog ödülünü almak üzere çıkıyor, ödülünü alıyor ve konuşmasına “Selamünaleyküm” diyerek başlıyor. Ve vakfın birleştirici bütünleştirici, diyalog ve barışa katkılarından bahsediyor. Türkiye`de ve İstanbul`da değişik din ve kültürlerden insanların huzur ve barış içinde yaşadığını anlatıyor. Ve sonrasında ise müslümanların New York`a zenginlik katan bir topluluk olduklarını ifade ediyor. Ama ne gariptir ki ertesi gün o koca basın ordusunun gazete ve  tv. organlarında  bir kelime dahi olsun bu ifadelerden yer almıyor…

Şimdi üçüncü perdede ise, AP haber ajansının haberine göre New York polisi yeni skandallara imza atmaya devam ediyor. NYPD sadece New York`ta değil toplam 7 üniversitedeki müslüman öğrencileride fişlemiş. 22 Kasım 2006 tarihli “Weekly MSA Report (Haftalık MSA Raporu)” başlıklı belgede ise NYPD’nin siber istihbarat ünitesinin Müslüman öğrenci derneklerinin (MSA) ve üyelerinin web sitelerini, bloglarını günlük takip ettiği anlatılıyor. Bu ünitenin blog ve sitelerini takip ettiği öğrencilerin okuduğu üniversitelerin bazıları şunlar: Yale, Columbia, University of Pennsylvania, New York, Rutgers ve Stony Brook üniversiteleri.

Columbia Üniversitesi gelişmeyi kınadı ve şöyle dedi,  ‘’Tıpkı New York şehrinin kendisi gibi Amerikan üniversiteleri de bütün yeryüzünde fikri, kültürel ve insani çoğulculuğa verdikleri değerle bilinir ve takdir edilir. Dolayısıyla en temel değerlerimiz olan akademik özgürlüğe ya da öğrenci mahremiyetine müdahale edilmesi anlamına gelecek herşeyden derin endişe duyarız’’

Aslında bu açıklama Amerika`yı felakete sürüklemek isteyen bir kas zihniyetin kodlarını veriyor. Evet Amerika yeryüzünde fikri, kültürel, dini, insani, özgürlüklere, verilen değerlerle bilinir ve tanınır. Amerika bu değerleri namusu gibi koruyup kollamalıdır. Bu demokrasi, ve özgürlükler anlayışına en ufak bir toz dahi kondurmamalalıdır. Buna müsade edilmemelidir. Zira Amerika`yı bu çarpık zihniyetin mensupları, adaletten yoksun, hakimiyet mahkumu, demokrasiden nasipsizler sonu hiç de iyi olmayan bir maceraya ve önü alınamaz bir felakete sürüklemesi mukadderdir.

Bununla beraber, bütün bu maksatlı, planlı, programlı saldırılar gösteriyor ki Müslümanlar hala kendilerini tam manasıyla ifade edemediler. Müslümanlar bu anlamda kendi iç bünyelerinde bir iç muhasebe yapıp aynaya bakamadılar/bakmadılar. İslamiyetin silm, selamet ve emniyetten geldiğini hala anlatamadılar Amerikaya ve bütün dünyaya. “Teröristin müslüman, müslümanın ise terörist ol(a)mayacağını” haykıramadılar bu dünya sahnesinden bütün insanlığa. Müslümanlar kabuklarını kırıp lokal yaşamaktan bir türlü kurtulamadılar. Müslümanların alyehinde cereyan eden bunca hadiselerin dilinden ise sanki şunlar dökülüyor ve okunuyor. “Siz müslümanlar başınıza bir iş gelmeden harekete geçmiyor geçemiyorsunuz”. Her şeye rağmen, bütün karanlık plan ve propogandalara rağmen, mümince bir tavır ve anlayışla, müslüman olmanın izzetiyle,  basiretle, sevgiyle, şefkatle, muhabbetle, mülayemetle, diyalogla, evrensel bütün değerlerimizle sesimizi duyuracak bir ‘mecburi imkan ve zemin’, buyurun…