Van`daki deprem haberlerini Televizyon ekranlarından belli bir zamandan sonra artık izleyemedim. Hadise acı ve dehşet verici. İnsanların masum halleri, çığlıkları, yardım feryatları bütün bunlar hepimizi fevkalade derinden üzdü. Deprem manzaralarını izlerken her şeye rağmen dimdik ayakta duran imanlı, kadere iman etmiş, kazaya teslim olmuş güzel insanımızın çok değişik tablolarını izledik. Dillerinde dualar, ellerinde Kur`an`lar, teslim, tevekkül ve vakarla dimdik duran insanımızı gördük.
Bununla beraber gurbet diyarından ümitle, gururla, mutlulukla rahatlıkla izleyebildiğimiz, Samanyolu yayın grubunun “Kardeşlik Zamanı” yardım programı oldu. Fethullah Gülen Hocaefendi`nin ilk bağışıyla başlayan yardım programına Türkiye`nin her köşesinden, dünyanın dört bir yanından hamiyetperver insanımız ‘yediden yetmişe’ herkesin yardımları bu milletin her şeye ragmen var olduğunu ortaya koydu. Bu arada Van`a Amerika`da yaşayan vefalı ve fedakar insanımızda kayıtsız kalmadı. Helping Hands yardım vakfı da bir kampanya başlattı.
Daha geçen haftaların medyada yer alan haber ve yorumlarına baktığınızda konuşulan mevzular ülkemiz, milletimiz birliğimiz ve dirliğimiz adına endişe verici boyutlara gelmişti. Haince oynanan oyunların kıskacında şaşkınlık içindeydi toplumumuz. İşte tam böyle bir zamanda bu sarsıntı Türkiye`yi gerçek manada öz temeline yani dostluğa, kardeşliğe, birliğe, dirliğe, iriliğe ve iyilik zeminine oturtmuştur. Bu deprem çatırdıyan kardeşliğimize sağlam bir tutkal ve ülkemizin birliğine, dirliğine maya olacaktır. Bizi uyandıracak, uyaracak ve birbirimize kenetleyecektir. Bu tür hadiseler insanlara çok şey anlatır. Bu elim hadiseden anlamamız gereken tek şey var. O da kardeşliktir, muavenettir ve muzdarip olduğumuz aynı dert ve problemlerin atrafında kenetlenmektir.
Her depremde bizi ayrıca üzen ülkemizde malesef bir dönem konutlar sere serpe tamamen kuralsız kanunsuz ve adeta bir gün can almaya hazır ‘kurulu birer saatli bomba’ gibi inşa edilmiş ve belkide devam ediliyor olması. Bu türden plansız, zemin etütsüz, izinsiz eksik malzemeyle yapılan bir binanın patlamaya hazır bir mayından ne farkı var? Marmara, Erzincan, Düzce bu konuda hala ders olmamış yetkililere. Van depremi ders olurmu bunu zaman gösterecek. Ümit ederiz ki ders olur ve gerekli tedbirler -her şeye ve herkese rağmen- kararlılıkla ve ciddiyetle alınır.
Bu tür felaketlerden sonra yardımların daha sağlıklı ve hızlı bir şekilde koordinasyonunun yapılması çok önemli. Milletimiz bu türden afetler karşısında çok hassas, fedakar ve duyarlı olduğundan hemen imkanlarını seferber ediyor ve yola koyuluyor. Ama nereye, kime nasıl ve ne yardımı edileceği noktasında kimsenin bir fikri yok. Bu heyecanı görmek güzel. Ama bu yardım ve fedakarlıkları daha profesyonel olarak koordine etmek gerekiyor.
Sosyal Medyada dolaşan şu olay işin özetini ortaya koyuyor. Depremden hemen sonra Van'a kazak, bot, mont gibi eşyalar gönderirken montun cebine "Geçmiş olsun kardeşim, ben de Gölcük'te senin şu an yaşadıklarını yaşadım. Maddi-manevi ne sıkıntın olursa bana 05.. numaralı telefondan ulaşabilirsin, hiç çekinme" yazılı bir kağıt koyulduğundan 3 gün sonra gelen mesaj şöyle. "Allah razı olsun kardeşim. Şu an gönderdiğin montla ısınıyorum. Sana söz bir gün sen düşersen ben de seni kaldıracağım".
Netice itibariyle biz inanıyoruz ki, Van depreminde vefat edenler inşallah şehit olmuştur. Yıkılan binalar insanımızın malı, mülkü ve varidatı da inşallah başta depremzedeler adına, Van adına ve hepsinden öte Türkiye`miz için inşallah ‘sadaka’ hükmüne geçmiştir. Ve bu sadaka inşallah Türkiye`mizin ve bütün halkımızın ilerde başına gelmesi muhtemel daha büyük bela, musibet ve afetlere bir paratoner olmuştur ümidindeyim. Türkiye bu depremin enkazından köhneleşmiş, ve birileri tarafından kaşınmış yaralarını savarak çıkacaktır. Türkiye bu depremden vifak ve ittifakla daha kaynaşarak ve kenetlenerek çıkacaktır. Bu vesile ile depremde vefat edenlere Allah`tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilerim. Milletimizin başı sağolsun.